kumru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kumru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2016 Perşembe

Zaman Kımıldamıyor


Nihayet derin bir nefes alarak geriye bakma cesareti bulacağım kadar durmaksızın koştuğum zamanlar içerisinden bir sabahta günaydın hepinize.

Nisan 21
Bahar

Truman Show'u aratmayacak  günler yaşıyorum doğrusu. her sabah farklı sokaktan geçsem de aşağı yukarı aynı saatte işe geliyorum. Neredeyse aynı tümcelerle ama sahici sıcak ve güzel duygularla birbirimizi selamlıyoruz. Sonra ben, neredeyse bir sene geçmesine karşın hiç eksilmeyen bir neşeyle odamın kapısını kapatıp tek başına olabilmenin huzuruyla içime derin bir nefes çekiyorum. Sanki o ana kadar nefes almamışım gibi derin,temiz,özlenmiş . Sonra yineleme moduna aldığım playerda aynı müziği bıkmadan dinliyorum. 

Çiçeklerimi suluyorum. Acil işlerimi hemen halletme derdine düşüyorum. İş yerime gelen yolu izliyorum. Oğlanın boyu rahat 1.95 kız 1.55'lerde elele geçiyorlar. Aklımdan kendimden utanmamı gerektiren ama kendimden utanmamı bir türlü sağlayamayan bir sürü  şey geçiyor.İçimin eğitilmiş bir yanı başka hayatlar üstüne yaptığım bu ucuz ve gereksiz yorumlar için beni kınarken içimin Vezneciler Kız Yurdunda harmanlanmış kısmı kahkahalarla  saçma sapan fıkralara ve yorumlara devam ediyor.

09:30 olunca o kumru geliyor penceremin önündeki bayrak direğine tünüyor. "Geldim geldim" diye sesleniyorum ona ve el sallıyorum. Beni , benim onu sevdiğim kadar sevdiğini ve iyi olup olmadığımı kontrole geldiğini varsaymak hoşuma gidiyor.


Geride kalan zamana bakmak hala içimi acıtıyor. Suskunluğumdan çek al sözcüklerimi Allah'ım diyorum. Yaşadıklarımı yaşamama sebep olan o insanları affetmiyorum.Ama öfke artık yüreğimde taşıdığım bir şey değil . Bunca baharın içinde  kurumuş yaprakları cebimde taşımak niye..taşımayacağım. 

Zorunluluklar sorumluluklar pranga vursa da bileklere,bahara kavuşmayı ertelememek lazım. Çevresine parmaklıklar çekilse de bahar engel tanımaz.





Aliye'm dürtmese onca özlememe rağmen bir süre daha dönemeyecektim bloğuma. Oysa yazmak, okumak ve sizlerle olmak bana ne iyi geliyor 

Sevgiyle...


A THOUSAND YEARS

Kalp atışları hızlı
Renkler ve sözler
Nasıl cesur olabilirim
Düşmekten korkarken nasıl sevebilirim
Ama seni tek başına dururken izliyorum
Bütün şüphem birden başka bir yere gitmek
Bir adım kadar yakın
Hergün senin için beklerken öldüm
Aşkım korkma seni bin yıl sevdim
Bin yıl daha seveceğim
Zaman kımıldamıyor
Bütün güzelliğiyle içinde
Cesur olacağım
Hiçbir şeyin önümde duranı alıp götürmesine izin vermeyeceğim
Her nefes,her saat buna ulaştı
Bir adım kadar yakın
Hergün senin için beklerken öldüm
Aşkım korkma seni bin yıldır sevdim
Bin yıl daha seveceğim
Ve büyün bu zaman boyunca seni bulacağıma inandım
Zaman kalbini bana getirdi
Seni bin yıl sevdim
Bin yıl daha seveceğim
Bir adım kadar yakın
Bir adım kadar yakın
Hergün senin için beklerken öldüm
Aşkım korkma seni bin yıldır sevdim
Bin yıl daha seveceğim

4 Şubat 2016 Perşembe

Kırmızı,Cüce,Atmaca,Halı ve Ben

Dün evden çıktığımda ,Nehir'i okula yetiştirme telaşına paralel olarak işe yetişme telaşı olmaksızın keyifle zamanı ayarlamanın suyuna bana bana yola koyuldum.

Şubat di mi bu?
Bu nefis taze rüzgâr da nerden çıktı?

Hayat, tebessümünüze kahkahayla cevap veriyor bu kesin.
her gün yürüdüğüm yollar masal ülkesi gibi sürprizlerle bezeliydi.

Önce duraktaki o amcabey.
"Büyüyecem ama yaşlanmicam" demiş amca.
bayıldım bayıldım bayıldım kendisine. Çaktırmadan da resmini çekiverdim bastonunu sevdiğimin amcasının. Kenarında yürüyemem yolların,hayatın teeeeee içindeyim dedi bana, toplum güdümlemesinden uzak durmamı hatırlattı. Olmak istediğinin önündeki tek engel sen olabilirsin ancak dedi filan. Sonra ben çaktırmadan daha fazla resmini çekmekten vazgeçip otobüse bindim. O  hala bu zamansız baharımsı sabahın tadını çıkartıyordu. 

                   

Otobüsten Kadıköy'de indim.Sonra yanımdan çarşaflı ve peçeli bir hanım geçti. Aklımı aldı. Görünüş-din-ırk takıntım yok benim ama insan hayatta her gün peçeli cüce görmüyor. Peşinden koştum ama incinir diye cesaret edip önden çekemedim resmini ardından çektim. Sonra ışıklardan karşıya geçmek için bekledik ve yeşil yandı. Yanımdaki genç kız,yanından hızla geçiveren çarşaflı minik kadını görünce  cidden  yerinden zıplayıp ufak bir çığlık koyverdi.Kolunu tuttum (çok korkmuştu) sonra kahkahayıbastım. O da bana baktı şaşkın, sonra ikimiz de güldük.Tek laf etmeden dostane el salladık ve birbirimizi bir daha hiç görmeyeceğimizi bilerek yollarımızı ayırdık.Bu kahkaha epey gitti benimle.

                     


Kadıköy'ün,Bahariye'ye çıkan dik yollarından (hani daha evvel güzergahı anlatmıştım)  yürürken tepemden bir şey geçti..kuş. garip bir durum sezgisi  ile kuşa baktım, pençesinde bir başka kuş. Hala garip olan bir şey var dedim. Karga mı o? Aaaaa...bir de ne göreyim. Kadıköy'ün ortasında bildiğiniz atmaca. Peşinden koşturdum resmini çekeyim diye (modern dünyanın salak insan refleksi) O da pençesindeki kumru ile kaçarken bir kot pantolon mağazasına daldı. Atmaca içeri, içerdekiler dışarı,mağaza sahibi saplı süpürgeye :-) Atmaca en sonunda avını bırakıp kaçmak zorunda kaldı ama ben bu alışılageldiğin dışındaki anlar için kalbim şükran ve neşeyle dolu devam ettim yoluma. Kapkaççı filan görürsünüz de atmaca pek görülmez Kadıköy çarşıda :-)


Derken iş yerime çeyrek kala, "bu güzel havada işe mi gidilir beaa modundayken" baktım yollarıma halılar sermişler. Dedim yolun aydınlıklara çıksın Kadriye..bir günün sabahında bu kadar mı torpil geçer hayat insana?


Ey Yaşam..
Ben de seni seviyorum haberin ola :-)